<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Levent Dertsiz</title>
	<atom:link href="https://www.leventdertsiz.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.leventdertsiz.com.tr</link>
	<description>Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Antalya</description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Jul 2019 08:41:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.4.12</generator>

<image>
	<url>https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/ico.png</url>
	<title>Prof. Dr. Levent Dertsiz</title>
	<link>https://www.leventdertsiz.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Akciğer Kanseri</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/akciger-kanseri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 10:00:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer Kanseri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=183</guid>

					<description><![CDATA[Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır. Bu kontrolsüz çoğalma, hücrelerin çevredeki dokuları sararak veya akciğer dışındaki organlara yayılmaları ile (metastaz) sonuçlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) raporuna göre akciğer kanseri tüm dünyada kanser türleri arasında, erkeklerde en sık ölüme neden olan birinci, kadınlarda ise ikinci kanser türüdür ve tüm dünyada her yıl yaklaşık [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-334" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/akciger-temsili-300x183.jpg" alt="" width="300" height="183" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/akciger-temsili-300x183.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/akciger-temsili-768x469.jpg 768w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/akciger-temsili.jpg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Akciğer kanseri, akciğer dokularındaki hücrelerin kontrolsüz çoğaldığı bir hastalıktır. Bu kontrolsüz çoğalma, hücrelerin çevredeki dokuları sararak veya akciğer dışındaki organlara yayılmaları ile (metastaz) sonuçlanabilir. Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün (WHO) raporuna göre akciğer kanseri tüm dünyada kanser türleri arasında, erkeklerde en sık ölüme neden olan birinci, kadınlarda ise ikinci kanser türüdür ve tüm dünyada her yıl yaklaşık 1,3 milyon ölüme neden olmaktadır.</strong></p>
<p>Ölüm oranı (mortalitesi) oldukça yüksek olan bu kanser türünde dünya genelinde sigara içme alışkanlıklarındaki değişmeye bağlı olarak alttiplerinde ve kadınlarda görülme oranlarında değişimler olmuştur. Akciğer kanserinin en sık nedeni uzun süreli olarak tütün dumanına maruz kalmak olmakla beraber, tüm akciğer kanserli hastaların %15&#8217;e ulaşan bir oranı sigara içmeyenlerden oluşmaktadır. Akciğer kanseri birçok faktöre bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu nedenler arasında; genetik faktörler, radon gazı, asbest ve hava kirliliği gibi faktörler sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p>Akciğer kanserinin belirtileri hastalığın nerede başladığına, nasıl yayılmış olduğuna, ve vücudun hastalığa tepkilerinin varlığına bağlı olarak fark edebilir. En sık görülen belirtileri, nefes darlığı (dispne), öksürme (kanlı öksürme da dahil) ve kilo kaybıdır. Bu belirtiler sadece akciğer kanserine özgü olmadıklarından hastaların tanı almaları gecikebilir. Akciğer kanseri, göğüs röntgeni ve bilgisayarlı tomografi (BT) ile görülebilir. Kesin tanı, biyopsi ile konmaktadır. Biyopsi genelde bronkoskopi veya BT-yardımlı biyopsi ile yapılır. Tedavi ve prognozu belirleyen faktörler; kanserin histolojik tipi, kanserin evresi, ve hastanın genel performans durumudur. Akciğer kanserinin birçok histolojik alttipi olmasına karşın, klinikte genellikle küçük hücreli ve küçük hücreli dışı akciğer kanseri olmak üzere iki başlıkta incelenir, çünkü tedavide izlenecek yolu bu gruplandırma belirler. Küçük hücreli akciğer kanseri tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi tercih edilirken, küçük hücreli dışı kanserlerde ilk tercih cerrahidir.</p>
<p>Akciğer kanserinin görülme oranı yaşla artar, genelde 50-70 yaşlarında görülür. Akciğer kanserinin erken evrelerde beş yıllık sağ kalımı %60-70 iken, ileri evre olgularda bu oran %5&#8217;in altına düşmektedir. Tüm alt tipler ve evreler göz önüne alındığında, tedavi ile beş yıllık sağ kalım oranı %14&#8217;tür.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>El ve Koltuk altında Aşırı Terleme (Hiperhidrozis) Tedavisi</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/hiperhidrozis-asiri-terleme-endoskopik-torakal-sempatektomi-ameliyatlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:55:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı terlema]]></category>
		<category><![CDATA[Endoskopik torakal sempatektomi ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Hiperhidrozis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=206</guid>

					<description><![CDATA[Hiperhidrozis bozukluğu aşırı terlemeye neden olan bir hastalıktır. Bu terleme daha serin hava gibi olağanüstü durumlarda ve bir tetik olmadan gelişebilir. Bazı durumlarda menopoz veya hipertiroidi gibi diğer tıbbi durumlar nedeniyle oluşur. Sizde bu durum varsa, kendinizi fiziksel olarak rahatsız hissedebilirsiniz veya utanabilirsiniz. Ancak bazı tedavi seçenekleri sizi biraz rahatlatabilir. Ulusal Sağlı Enstitüleri (National Institutes [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-350" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/Hiperhidrozis-asiri-terleme-temsili-gorsel-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Hiperhidrozis-asiri-terleme-temsili-gorsel-300x200.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Hiperhidrozis-asiri-terleme-temsili-gorsel.jpg 640w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><strong>Hiperhidrozis bozukluğu aşırı terlemeye neden olan bir hastalıktır. Bu terleme daha serin hava gibi olağanüstü durumlarda ve bir tetik olmadan gelişebilir. Bazı durumlarda menopoz veya hipertiroidi gibi diğer tıbbi durumlar nedeniyle oluşur.</strong></p>
<p>Sizde bu durum varsa, kendinizi fiziksel olarak rahatsız hissedebilirsiniz veya utanabilirsiniz. Ancak bazı tedavi seçenekleri sizi biraz rahatlatabilir.</p>
<p>Ulusal Sağlı Enstitüleri (National Institutes of Health( (NIH) uyarınca, Amerialıların yüzde iki ila üçünde primer focal hiperhidrozis vardır ama bu durumun olduğu kişilerin yüzde 40&#8217;ından azı tedavi ister (NIH, 2011). Belirtileriniz hakkında doktorunuzla konuşun.</p>
<p><strong>Nedenler</strong><br />
Terleme sıcak hava fiziksel aktivite veya korku veya öfke hisleri gibi bazı durumlarda doğal bir cevaptır. Hiperhidrozis olduğunda belirgin bir neden olmadan normalden fazla terlersiniz. Bunun altta yatan nedeni sizdeki hiperhidrozis tipine bağlıdır.</p>
<p><strong>Primer Fokal Hiperhidrozis</strong><br />
Bu tipte terleme temel olarak ayaklarınız, eliniz, yüzünüz, başınız ve koltukaltlarınızda oluşur. Genellikle çocuklukta başlar. Kalıtsal olabilir ama nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Çoğu durumda nedeni bilinmez.</p>
<p>Sekonder Jeneralize Hiperhidrozis<br />
Sekonder jeneralize hiperhidrozis bir tıbbi durum nedeniyle veya bazı ilaçların bir yan etkisi olarak oluşan bir terlemedir. Genel olarak yetişkinlikte başlar. Bu tipte tüm vücut üzerinde veya sadece bir bölgede terleyebilirsiniz. Ayrıca uyurken terleyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Bu tipe neden olabilecek durumlar arasında şunlar vardır:</strong></p>
<p>kalp hastalığı<br />
kanser<br />
inme<br />
hipertiroidi<br />
menopoz<br />
omurilik hasarı<br />
akciğer hastalığı<br />
Parkinson hastalığı</p>
<p>Birkaç tür reçeteli ve reçetesiz ilaç da hiperhidrozise yol açabilir. Çoğu durumda terleme çoğu kişinin yaşamadığı nadir bir yan etkidir. Ancak, aşırı terleme şunlar gibi antidepresanların sık görülen bir yan etkisidir.</p>
<p>desipramine<br />
nortriptyline<br />
protripyline</p>
<p>Ağız kuruluğu için pilokarpin veya doğal bir diyet takviyesi olarak Çinko alan hastalar da aşırı terleme yaşayabilir.</p>
<p><strong>Normal ve Aşırı Terleme</strong><br />
Terlemenizin normal mi aşırı mı olduğundan emin olamayabilirsiniz. Endişeliyseniz şu faktörler bir doktoru görüp görmemeye arar vermenize yardımcı olabilir.</p>
<p>belirgin bir neden olmadan en az altı ay devam eden aşırı terleme yaşarsanız<br />
terlemeniz vücudunuzun her iki tarafında aşağı yukarı aynı miktarda oluyorsa<br />
haftada en az bir kez aşırı terleme durumunuz oluyorsa<br />
ailede hiperhidrozis öykünüz varsa<br />
terlemeniz gündelik aktivitelerinizi olumsuz etkiliyorsa<br />
25 yaşından küçükken aşırı terlemeye başladıysanız<br />
uykunuzda terlemiyorsanız<br />
ailede hiperhidrozis öykünüz varsa<br />
Bu faktörler sizde primer fokal hiperhidrozis olduğuna işaret edebilir. Daha kesin bir tanı için doktorunuza gitmeniz gerekecektir.</p>
<p>Tüm vücutta veya bir bölgede aşırı terlemek sizde sekonder jeneralize hiperhidrozis olduğuna işaret edebilir. Altta yatan nedeni belirlemek için bir doktoru görmek önemlidir.</p>
<p>Aşırı terlemeyle ilgili bazı durumlar ciddi olabilir. Eğer terlemeyle birlikte bazı olağandışı belirtiler yaşıyorsanız doktorunuza mutlaka söyleyin.</p>
<p><strong>Tanı</strong><br />
Doktorunuz size terlemeniz hakkında ne zaman ve nerede olduğu gibi sorular soracaktır. Doktorunuz ayrıca sizde hiperhidrozis olup olmadığını belirlemek üzere kan ve idrar testleri gibi bazı testler yapacaktır.</p>
<p>Bir nişasta-iyot testinde terleyen alana iyot konur. İyot kuruduğunda bu bölgeye nişasta konur. Nişasta koyu maviye dönerse sizde aşırı terleme vardır.</p>
<p>Bir kağıt testinde terleyen bölgeye özel bir kağıt tipi konur. Bu kağıt temizlendikten sonra tartılır. Daha fazla ağırlık çok terlediğiniz anlamına gelir.</p>
<p>Doktorunuz ayrıca bir termoregülasyon testi yazabilir. Nişasta-iyot testine benzer bir şekilde bu test neme duyarlı özel bir toz kullanır. Bu toz cildinize uygulanır ve toz aşırı terleme olan bölgelerde renk değiştirir. Test için bir sauna veya terleme kabininde durmanız istenebilir. Eğer sizde hiperhidrozis durumu varsa, muhtemelen avuç içleriniz ter kabininde beklenenden fazla terleyecektir.</p>
<p><strong>Tedavi<br />
</strong><br />
<strong>Özel Antiperspiran</strong><br />
Doktorunuz alüminyum klorür içeren bir antiperspiran yazabilir. Bu antiperspiran reçetesiz satılanlardan daha güçlüdür ve sıklıkla hafif hiperhidrozis vakalarını tedavi etmek için kullanılır.</p>
<p><strong>İontoforez</strong><br />
Bu işlemde siz suya batmışken düşük seviyede elektrik akımları ileten bir cihaz kullanılır. Akımlar sıklıkla ter bezlerinizi geçici olarak bloke etmek üzere elleriniz, ayaklarınız veya koltukaltlarınıza uygulanır.</p>
<p><strong>Antikolinerjik İlaçlar</strong><br />
Antikolinerjik ilaçlar genel terleme için rahatlama sağlayabilir. Glikopirolat gibi bu ilaçlar asetil kolinin çalışmasını önler. Asetil kolin ter bezlerinizi uyarmaya yardımcı olan bir kimyasaldır. Bu ilaçların çalışması yaklaşık iki hafta sürer ve konstipasyon ve baş dönmesi gibi yan etkileri yol açabilir.</p>
<p><strong>Botoks</strong><br />
Şiddetli hiperhidrozis tedavisinde botoks enjeksiyonları kullanılabilir. Bunlar ter bezlerinizi uyaran sinirleri bloke eder. Genellikle bu tedavinin etkili hale gelmesinden önce birkaç enjeksiyon gerekir.</p>
<p><strong>Cerrahi</strong><br />
Eğer sadece koltukaltlarınızda terleme oluyorsa cerrahi durumunuzu tedavi edebilir. Bir işlemler koltuk altlarınızdaki ter bezleriniz çıkarılır. Başka bir seçenek endoskopik torasik sempatektomi yapılmasıdır. Bu durumda ter bezlerine mesajlar taşıyan sinirler kesilir.</p>
<p><strong>Evde Kullanılacak Tedaviler</strong><br />
Ayrıca aşağıda kullanılacak yöntemlerle terlemeyi azaltabilirsiniz.</p>
<p>etkilenen bölgede reçetesiz antiperspiranlar kullanmak<br />
bakterileri gidermek için her gün yıkanmak<br />
doğal materyallerden yapılmış ayakkabılar ve çoraplar kullanmak<br />
ayaklarınızın hava almasına izin vermek<br />
çoraplarınızı sık sık değiştirmek</p>
<p><strong>Komplikasyonlar</strong><br />
Eğer ciddi hastalılarla ilişkili belirli belirtilerle birlikte terleme yaşıyorsanız doktorunuzu arayın. Belirtiler arasında şunlar vardır:</p>
<p>terleme ve kilo kaybı<br />
özellikle uyurken oluşan terleme<br />
ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve hızlı kalp atımıyla terleme<br />
terleme ve göğüs ağrısı veya göğüste basınç hissi<br />
uzun süreli ve açıklanmamış terleme</p>
<p><span style="font-size: 75%;">Kaynak</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bronşektazi</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/bronsektazi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:50:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Bronşektazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=200</guid>

					<description><![CDATA[Bronşektazi (bronş genişlemesi), bronşların doğuştan ya da sonradan &#8216;geri dönüşsüz&#8217; biçimde genişlemesidir. Bronş genişlemesine, çeşitli biçimlerde ve bronş ağacında değişken yaygınlıkta rastlanabilir. Doğumsal olduğu kadar, bronşlara yerleşen enfeksiyon etkenlerinden de kaynaklanabilen geri dönüşümsüz bir bozukluktur. İltihaplanma ilerlediğinde ilk kez iltihaba bağlı yüksek ateş, halsizlik, üşüme gibi belirtilerle enfeksiyon fark edilebilir. Kelime yapısı ve anlamı Ektazi, [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-342" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/Bronchiectasis-bronsektazi-gorsel-300x218.jpg" alt="" width="300" height="218" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Bronchiectasis-bronsektazi-gorsel-300x218.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Bronchiectasis-bronsektazi-gorsel-768x557.jpg 768w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Bronchiectasis-bronsektazi-gorsel.jpg 800w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Bronşektazi (bronş genişlemesi), bronşların doğuştan ya da sonradan &#8216;geri dönüşsüz&#8217; biçimde genişlemesidir. Bronş genişlemesine, çeşitli biçimlerde ve bronş ağacında değişken yaygınlıkta rastlanabilir.</strong></p>
<p><strong>Doğumsal olduğu kadar, bronşlara yerleşen enfeksiyon etkenlerinden de kaynaklanabilen geri dönüşümsüz bir bozukluktur. İltihaplanma ilerlediğinde ilk kez iltihaba bağlı yüksek ateş, halsizlik, üşüme gibi belirtilerle enfeksiyon fark edilebilir.</strong></p>
<p><strong>Kelime yapısı ve anlamı</strong><br />
Ektazi, genişleme anlamında bir sonektir. Bronş genişlemesini ifade etmek için Bronşektazi tanımı kullanılır.</p>
<p><strong>Tanım</strong><br />
İlk kez 1819 yılında René Laënnec tarafından tanımlanan Bronşektazi, subsegmental hava yollarının anormal ve kalıcı genişlemesidir. Bronşektaziler olgularını ciddiyetlerine göre hafiften ağıra doğru silindirik, varriköz veya kistik yapıda olabilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde bronşektazilerin oluşumunda rol oynayan etmenlerin başında enfeksiyonlar gelmektedir. Oldukça sık rastlanan kızamık, tüberküloz ve boğmaca dışında, adenovirüsler, herpes virüsler, myocplasma pneumoniae ve aspergillus fumigatus da bronşektaziyle sonlanan alt solunum yolu enfeksiyonlarından sorumlu olabilmektedirler.</p>
<p>Enfeksiyonlar dışında, özellikle gelişmiş ülkelerde kistik fibroz, bronşektazinin oluşumunda sık karşılaşılan bir etyolojik faktördür. Ayrıca silyer disgenezi sendromları, yabancı cisim aspirasyonları, sağ orta lob sendromu, immün yetersizlikler ve iyi kontrol edilmemiş astma bronşiale de bronşektaziyle sonlanabilmektedir. Bebekken ortaya çıkan bronş genişlemeleri doğumsaldır. Bronş duvarının esnekliğini ve desteğini sağlayan etkenlerin yetersizliği sonucu, bronşlar doğumdan başlayarak sürekli geniş kalır. Aslında edinilmiş bronşektaziler de aynı yetersizlik sonucu gelişir. Edinilmiş bronşektazilerde birçok bozukluk birlikte görülür.</p>
<p>Kronik bronş iltihapları sırasında gelişen olaylar bronşun esnekliğini ve direncini bozarak sağlıklı yapısını kolayca değiştirir. Bir öksürük ya da güçlü soluk verirken karşılaşılan bir engel sonucunda bronş içindeki basıncın artması, bronş duvarının çökmesini kolaylaştırır. Bronş dokularında ya da bağdoku artmasıyla birlikte ilerleyen süreçler bronş duvarını yaygınlaştırıp çekerek bronşun genişlemesine neden olur.</p>
<p>Bronş genişlemesi, salgı birikimine yol açmaktadır. Bu iltihap üretici mikropların barınmasına uygun bir ortam oluşturur. Böylece bronş genişlemesi iltihaplanmaya ve bronş duvarında direncin azalmasına neden olur.</p>
<p><strong>Belirtiler</strong><br />
Başlıca belirtiler öksürük ve balgamdır. Bunlar genelde hep bir arada görülür. Ayrıca solunum zorluğu da gözlemlenebilir. Ancak çok baskın şekilde görülmemektedir. Yaşam süresince, özellikle bronşektazi üzerine iltihap eklendiğinde balgam da kan görülebilir.</p>
<p><strong>Hastalık seyri</strong><br />
Hastalığın ağır şekilde ve uzun sürmesi durumunda beslenme bozukluğuna ve kansızlığa da bağlı olarak Hipertrofik Pulmoner Osteoartropati denen kemik hastalığı ortaya çıkabilir.</p>
<p>Bronş genişlemesi, bronşlarda gelişen geriye dönüşsüz özellikte yapı bozukluklarına sebebiyet vermektedir. Düzensiz aralıklarla görülen, bu belirtiler her seferinde biraz daha uzayıp sıklaşırken, genel sağlık durumu giderek bozulur. İtihaplanmanın yayılması, bronş ağacında enfeksiyonun ilerlemesine, her enfeksiyon durumu daha geniş bir akciğer doku bölgesinin yıkımına yol açar. Sonuçta solunum işlevi düzensizleşir ve solunum yetmezliğine sebep olur.</p>
<p>Hastalıkta kesin tanıyı Bronkoskopi ve Tomografi yöntemi vermektedir. Daha önceki yıllarda bronkografi denen solunum yoluna kontrast madde vererek çekilen akciğer filmiyle teşhis koyulurken, günümüzde hastaya herhengi bir ilaç verilmeden ve müdahelede bulunmadan çekilen akciğer tomografisiyle kesin teşhis koyulmaktadır.</p>
<p>Bu durumun belli bir alanda sınırlı kaldığı olgular cerrahi müdahale ile tedavi edilebilir. Cerrahi girişimin mümkün olmadığı durumlarda hastalığın ilerleyici özelliği ve komşu dokuları da yıkıma uğratabileceği göz önüne alınarak sürekli ya da müddetli ilaç tedavisi uygulanır, ilaç tedavisinin amacı hastalığın ilerlemesini durdurmak ve sağlıklı dokuları korumaktır. Bu tedavi biçimiyle hastalık belirtilerinde uzun süreli gerilemeler sağlanabilir.</p>
<p>Cerrahi girişim dışında, salgıların boşaltılması ve enfeksiyon noktalarının antibiyotikle kurutulması yöntemine başvurulur. Dolan bronşları boşaltmak için akciğer filminde hangi bronşların genişlediği saptanır, daha sonra hastaya bu bölgeyi en rahat boşaltacak duruş biçimi verilir. Aynca balgam söktürücü ve balgam yumuşatıcı ilaçlar da kullanılır. İçilerek kullanılanların yanı sıra aerosol biçiminde püskürtülerek ya da bir sonda aracılığıyla doğrudan bronşlara gönderilen antibiyotikler enfeksiyon odaklarına karşı yaygın biçimde kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Hastalıkla mücadele</strong><br />
Bilinen tek tedavi şekli bronşektazili alanın cerrahi müdahale ile çıkarılmasıdır. Ameliyatın mümkün olmadığı durumlarda hastalığın seyri kontrol altına alınarak semptomların azaltılması ve buna bağlı olarak hastanın yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenmelidir.</p>
<p>Uzun süre kullanılması gereken antibiyotikler, kültür antibiyogram sonuçlarına göre seçilmelidir. Birçok doktor Bronşektazi konusunda yeterli yönlendirmeyi yapmadığı içinhasta yorumu, bu teşhisle verilen ilaçlardan önce doktordan mutlaka kültür antibiyogram talep edilmelidir.</p>
<p>Enfeksiyonların gelişimini önleyebilmek için, akciğer fizyoterapisi uygulanmalı ve bronş ağacındaki balgam boşaltılmalıdır. Enfeksiyon oluşumu, akciğerde biriken balgamın bakteri oluşumuna müsait olduğu durumlarda kendini gösterir. Her sabah ve her gece akciğerler mümkün olduğunca temizlenmelidir.</p>
<p>Akciğer fizyoterapisi için fizyoterapistinizin size özel duruş pozisyonları geliştirmesi veya yönlendirmesi gerekmektedir. Pek çok fizyoterapi şekli vardır.</p>
<p>Kökeni İskandinav ülkelerine dayanan hastalık, genetik bilimine girmektedir. Bazı hastalıklarla etkileşime girerek evrim geçirebilir. Doğuştan kazanılan Bronşektazilerde bu tür etkileşime bağlı yapı değişiklikleri gözlemlenmektedir.</p>
<p><strong>Önlemler</strong><br />
Hastalıktan şüphelenilmesi durumunda doktora başvurulmalıdır.<br />
Doktor tarafından önerilmedikçe antibiyotik kullanılmamalıdır.<br />
Nefes egzersizleri ve fizyoterapi uygulanmalıdır (fizyoterapist kontrolünde).<br />
Ateşli hastalıklardan kaçınılmalı ve ateş önlenmelidir.<br />
Mayalı ürünler mümkün mertebe tüketilmemelidir (Örnek: bira, şarap, ekmek).<br />
Spor yapılmalıdır (özellikle yüzme ve hafif yürüyüşler).<br />
Antibiyotik verilmeden ve kullanımdan önce mutlaka kültür antibiyogram yaptırılmalıdır.<br />
Sabah ve akşam olmak üzere her gün bronşlardaki iltihap sökülmeli, temizlenmelidir.<br />
Nemli, klimalı, endüstri ürünleri gibi irritanlara maruz kalınabilecek ortamlarda bulunulmamalıdır.<br />
Uyku ve yemek alışkanlıkları düzenlenmelidir.<br />
Hasta, doktoruyla sürekli iletişim halinde olursa, hastalık konusunda daha bilgili ve dirençli olacaktır.<br />
Hasta kesinlikle üzülmemelidir. Moral hastalığın gelişiminde direkt etkendir.<br />
Sigara kesinlikle kullanılmamalı, sigara dumanına maruz kalınmamalıdır.<br />
Vitamin kullanımı vücudu daha dirençli kılacaktır. Bu durumda vücudun hangi vitaminlere gereksindiği uzman bir doktordan öğrenilebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büllöz Akciğer</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/bulloz-akciger/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Büllöz Akciğer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=202</guid>

					<description><![CDATA[Büllöz akciğer hastalığı, kronik olan obstrüktif hastalıkları ifade eder. Ayrıca alveollerin (akciğerlerin oluşturduğu kabarcıklar) büyük oranda artması nedeniyle dokunun bazı kısımları daha havadar olabilir ve Duvarları yok edilmiştir. Bu işlem sırasında 1 cm&#8217;den büyük çaplı oyuklar oluşmuştur. Kural olarak, hava biriktir ve bunun sonucunda akciğerlerdeki dolaşım bozulur. Büllöz Akciğer Hastalığı: Sebepler, Belirtiler, Tedavi İstatistikler, erkeklerin [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="wp-image-414  alignleft" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/bulloz-akciger-temsili-gorsel-2.jpg" alt="" width="235" height="242" /><strong>Büllöz akciğer hastalığı, kronik olan obstrüktif hastalıkları ifade eder. Ayrıca alveollerin (akciğerlerin oluşturduğu kabarcıklar) büyük oranda artması nedeniyle dokunun bazı kısımları daha havadar olabilir ve Duvarları yok edilmiştir. Bu işlem sırasında 1 cm&#8217;den büyük çaplı oyuklar oluşmuştur. Kural olarak, hava biriktir ve bunun sonucunda akciğerlerdeki dolaşım bozulur.</strong></p>
<p><strong>Büllöz Akciğer Hastalığı: Sebepler, Belirtiler, Tedavi</strong><br />
İstatistikler, erkeklerin bu hastalığa yakalanma ihtimalinin kadınlardan daha fazla olduğunu ve neredeyse iki katı olduğunu göstermektedir. Yaş da önemlidir. Daha yaşlı insanlar bu hastalıktan daha savunmasızdır.<br />
Amfizemin bu formu için karakteristik olarak, tüm organ etkilenmez, sadece belirli bir kısmı etkilenir.</p>
<p><strong>Büllöz Akciğer Hastalığı: Nedenleri</strong><br />
Bu hastalığın başlıca nedenleri şunlardır:</p>
<p>Sigara içmek<br />
genetik yatkınlık (displastik sendrom olarak adlandırılan bağ dokusunun aşağılık derecesi);<br />
kronik iltihaplı hastalıklar (bronşit, bronşektazi, bronşiyal astım);<br />
tüberküloz, evreye bakılmaksızın;<br />
zayıf ekoloji ve çeşitli hava kirliliği (bu tür havada yaşayan patojen mikroorganizmalar akciğerleri etkileyebilir ve alveollerin iltihaplanmasını tetikleyebilir);<br />
akciğerlerin sarkoidozundan sonraki komplikasyonlar.</p>
<p>Hastalığın gelişmesinden sonra oluşan Bulla, çapı 1 ila 10 cm arasında olabilir. 10 cm&#8217;den büyük boyutlara sahip oldukları zaman dev olarak adlandırılırlar. Bulundukları yerler de değişebilir. Bunlar çoklu (genel Akciğerlerin hacmi) veya tekli (belirli bir bölgede lokalize). Kökler tehlikelidir çünkü yan kapıda bulunan dokuları sıkıştırmaya başlarlar ve böylece organdaki gaz alış-verişini kötüleştirirler.</p>
<p>Bu hastalığın gelişimini provoke edebilecek nedenleri bilen biri zamanında önleyici çalışmalar yapabilir.</p>
<p><strong>Hastalığın başlıca belirtileri</strong><br />
Akciğer büllöz hastalığının gelişmesinde eşlik eden başlıca semptom, nefes darlığı, aniden ortaya çıkmayan fakat yavaş yavaş ortaya çıkan bir nefes darlığı. Nefes aldığınızda solunum güçlüğünün ortaya çıktığı spektroskopisi. Şu anda hastanız bir ses üretiyor. Hastalığın başlangıç ​​aşamasında dispne artan fiziksel zorlanma ile kendini belli eder, ancak progresyon ile birlikte istirahat sırasında amfizem rahatsız edilebilir. Boğulma, öksürme, balgam atma gibi ataklar eşlik eder.</p>
<p><strong>Bir doktor &#8220;büllöz akciğer hastalığı&#8221; teşhisi konduğunda, bunun belirtilerini gösteren belirtiler şu şekilde olabilir:</strong><br />
kaburgalar arasındaki aralığı arttırın;<br />
toraks silindir haline gelir;<br />
diyafram daha az hareketlidir;<br />
Öksürük sırasında önemli derecede kötüleşen ağrı oluşabilir;<br />
hızlı yorgunluk, genel zayıflık durumu.</p>
<p>Büllöz Akciğer Hastalığı ilerledikçe (hastalığın öyküsü başlangıç ​​nedenine bağlıdır) uygun tedavinin yokluğunda, boyundaki damarların şişmesi ve maviye dönüşmesi ile ortaya çıkan solunum yetmezliği gelişebilir. Ayrıca, büllöz bir amfizem hastası çok incedir. Bunun nedeni, pratik olarak tüm enerjinin yalnızca nefes alma işlemine harcanması gerçeğidir. Fiziksel iş veya aşırı duygular terlemek spontan pnömotoraksa (havanın girdiği bir koşula) yol açabilir Plevral boşluk).</p>
<p>Yoğun ağrı ile akut vasküler yetmezlik gelişebilir.</p>
<p>Akciğerin çökme derecesi, dispnenin ciddiyetini ve hastanın genel durumunun şiddetini etkiler. Bu, semptomları ortadan kaldırmaya veya aktif plevrayı boşaltmaya yönelik daha ileri tedavilerin taktiklerini belirler.</p>
<p><strong>Teşhis özellikleri</strong><br />
Bu teşhisi koymak sadece deneyimli bir uzman olabilir; bu nedenle bu belirtilerin en azından bir kısmını bulursanız, bir pulmonologa başvurmanız gerekir. Doktor muayene eder ve daha sonra çalışmalarında akciğerleri dinlemek için aletleri kullanır. Sonra Gerçekleştirilen eylemler, kural olarak hastaya akciğerlerin BT veya X-ışınlarının yanı sıra kan gaz kompozisyonunu açığa çıkaracak bir analize yönlendirilir.</p>
<p>Bu çalışmalara dayanarak, doktor bir tedavi veya ek çalışma (peakflowmetry ve spirometri) reçete edebilir.</p>
<p><strong>Terapi taktikleri</strong><br />
teşhisi konduğunda, tedavi çoğunlukla alveollerin iltihaplanmasını ortadan kaldırmayı ve akciğerlerdeki rahatsız edici gaz değişimini düzeltmeyi amaçlamaktadır. Hastalığın semptomlarından kurtulmak son derece karmaşıktır. Bununla birlikte, tedavi Erken evrelerde başlanırsa, akciğer dokusunda büllöz amfizemin gelişmesinin sonucu olarak ortaya çıkan değişiklikler geri döndürülemez olacaktır. Belirtileri gidermek için alınan tüm önlemler sadece hastalığın ilerlemesini durdurmaya yardımcı olacaktır. Bu nedenle Büllöz amfizem (tıbbi öykü ve tedavi taktikleri nedenlere ve semptomlara bağlıdır) derhal müdahale gerektirir.</p>
<p>Hastalığın tedavisinde iki yöntem vardır: cerrahi ve mediküler.</p>
<p><strong>Cerrahi teknik</strong><br />
operasyon en etkili yöntem olacaktır. Davranışları doğrultusunda, oluşan boğalar çıkarılmıştır. Bu, akciğerlerin hacmini azaltarak nefes almanın normale döndürülmesine yardımcı olacaktır. Bu durumda, işlem aşağıdaki gibi gerçekleştirilmelidir: Komplikasyonların gelişmesini önlemek için mümkün olduğu kadar erken alınmalıdır.<br />
Göğsünü kesmeyi içermez, müdahale küçük bir ponksiyonla gerçekleştirilir.<br />
İstisnai durumlarda, tedavi eden hekim akciğer nakli veya çıkarmaya karar verebilir.</p>
<p><strong>İlaçlarla Tedavi</strong><br />
İlaç yöntemi, hastalığın kendisini tetikleyen nedenleri ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle hekim, amfizem gelişimine neyin yol açtığını açık bir şekilde anlamak için neden bunu bilmelidir. Çalışmaların ardından, kural olarak, hasta glukokortikoid hormonlarla kombine olarak bronkodilatatörler önermektedir. Hastalığın gidişi solunum veya vasküler yetmezlik gelişmesine neden olur, doktor diüretik (sıvı uzaklaştırmayı amaçlayan ilaçlar) reçete etmeye karar verebilir. Hastalığın nedenine bağlı olarak antibakteriyel ajanlar ve teofilinler reçete edilebilir.</p>
<p>Bununla birlikte, tedavi sırasında zorunlu bir durum, kötü alışkanlıkların tamamen reddedilmesi, solunum jimnastiği yapılması ve temiz havada çok fazla zaman harcamanın kullanılmasıdır. Yürümenin ılımlı bir tempoda kısa ömürlü olması önerilir ve dikkatli bir şekilde izlemek değerlidir Nefes alma süreci.;</p>
<p>Hastalığın kendini göstermemesi uzun bir süre için bir özelliği vardır, bu nedenle büllöz akciğer hastalığı da dahil olmak üzere çeşitli patolojilerin gelişmesini önlemek için periyodik olarak tam bir sağlık muayenesinden geçmeniz gerekiyor.</p>
<p><span style="font-size: 75%;">Kaynak</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyafragma Hastalıkları</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/diyafragma-hastaliklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Diyafragma Hastalıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=204</guid>

					<description><![CDATA[Diyafram vücudun karın boşluğu ile göğüs boşluğunu birbirinden ayıran, kastan yapılmış bir organdır. Diğer bir adı da karın kasıdır. Nefes alma sırasında; diyafram kasılarak düzleşir, kaburga kasları kasılır, göğüs boşluğu genişler ve akciğerdeki hava basıncı düşer. Nefes verme sırasında; diyafram gevşeyerek kubbeleşir, kaburga kasları gevşer, göğüs boşluğu daralır ve akciğerdeki hava basıncı artar. Bu şekilde [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignleft size-medium wp-image-348" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/diyafragma-temisli-gorsel-300x169.jpg" alt="" width="300" height="169" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/diyafragma-temisli-gorsel-300x169.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/diyafragma-temisli-gorsel.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" />Diyafram vücudun karın boşluğu ile göğüs boşluğunu birbirinden ayıran, kastan yapılmış bir organdır. Diğer bir adı da karın kasıdır. Nefes alma sırasında; diyafram kasılarak düzleşir, kaburga kasları kasılır, göğüs boşluğu genişler ve akciğerdeki hava basıncı düşer. Nefes verme sırasında; diyafram gevşeyerek kubbeleşir, kaburga kasları gevşer, göğüs boşluğu daralır ve akciğerdeki hava basıncı artar. Bu şekilde solunuma yardım eden en önemli kas ünvanını kazanır.</strong></p>
<p>Kas-kiriş karışımı bir organ olan diyafram, göğüs kafesine bağlıdır. Solunumda görev alır ve çalışması beynin iki diyafram siniri aracılığıyla yönlendirilir. Diyafram göğüs ve karın boşlıkları arasında tümüyle kapalı bir bölme oluşturmaz. Kan damarları, sinirler ve yemek borusunun geçtiği çeşitli geçitleri içerir. Yemek borusunun geçtiği geçit kolaylıkla yırtılabilir. Bunun sonucu, karında bulunan organlardan biri ya da organın bir kısmı göğüs boşluğuna kayabilir.</p>
<p><strong>Doğumsal Diyafram Fıtıkları</strong><br />
Diyaframın doğuştan yırtıkları olabilir veya yemek borusunun içinden geçtiği deliğin aşırı derecede geniş olduğu hallerde bir fıtıktan yani diyafram hernisinden söz edilir. Doğumdan sonraki günlerde başlayan ve her memeden sonra görülen kusmalarda doğuştan diyafram fıtığından şüphe edilebilir. Diyafram gelişimindeki defektler değişik büyüklükte ve pozisyonda olabilir. Klinik bulguları hiç belirti vermeyecek kadar hafif ya da hayatı tehdit edecek kadar ağır olabilir. Doğumsal diyafram fıtıklarının başlıca dört tipi vardır: Bochdalek hernisi (posterolateral defekt), Morgagni hernisi (retrosternal defekt), diyafram evantrasyonu ve hiatus hernisi adı verilen bu fıtıklarda karın içi organlar, diyafram kasındaki boşluktan göğüs boşluğuna doğru yükselebilir, nefes darlığı ve barsak düğümlenmesi gibi problemlere yolaçabilir. Tedavisi, açık veya kapalı olarak, karın veya göğüs boşluğu içine girilip fıtıklaşan bölümün tamir edilmesidir:</p>
<p>&#8211; Bochdalek Hernileri<br />
Doğumsal fıtıklar arasında en sık görülendir; 3000 canlı doğumda bir ortaya çıkar. Hastaların %80’inde fıtık soldadır. Hastaların üçte birinde diğer sistemleri içeren başka doğumsal anomaliler de eşlik eder. Bochdalek hernisi olan hastaların çoğunda doğumdan hemen sonra ağır kardiyopulmoner yetmezlik olur. Hastaların gidişatını belirleyen en önemli faktör, aynı taraftaki akciğerin gelişip gelişmeme derecesidir. Fıtık daha küçükse daha hafif bulgular ortaya çıkar ve tanı konulması daha uzun sürebilir. Bu tür hastalarda büyüme geriliği, beslenme bozukluğu ve karın ağrısı gibi belirtiler olabilir.</p>
<p>&#8211; Morgagni Hernileri<br />
Bochdalek hernilerinden daha az sıklıkta görülür ve genellikle daha geç yaşta bulgu verir. Bu hastalar çoğu zaman şikayetsizdir ve başka bir nedenle çekilen akciğer grafilerinde tesadüfen tanı konulur. Bazı hastalarda özgül olmayan karın ağrıları, ani barsak tıkanması bulguları, daha nadiren de öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı olabilir. Bu iki çeşit fıtığın da tedavisi cerrahi olarak diyafram üzerindeki açıklığın kapatılmasıdır.</p>
<p>&#8211; Diyafram Felci ve Evantrasyonu<br />
Diyafram felci, bir kaza sonrası diyafram kasının sinirinin zedelenmesi sonucu ortaya çıkabileceği gibi diğer bazı hastalıklarla da birlikte (tüberküloz gibi lenf bezlerini tutup büyüten hastalıklar ve lenf kanseri gibi bazı kanser türleri) gözlenebilir. En kuvvetli solunum kası olduğundan felci sırasında düzgün kasılamama sonucu nefes hacminde %25 gibi bir azalma olabilir. Tedavisi, karın veya göğüs boşluğundan kamera yardımı ile girilip kapalı şekilde kendi üzerine dikilerek (plikasyon) tamir edilmesidir.</p>
<p><strong>Edinsel Diyafram Fıtıkları</strong></p>
<p>Hiatus hernileri<br />
Mide fıtığı olarak da adlandırılan bu hastalıkta, diyafram kası üzerinde bulunan ve yemek borusunun geçtiği delikten yukarıya doğru midenin bir bölümünün, göğüs içine çıkması gözlenir. Yaşla birlikte sıklıkla artan bir durumdur. Bunun sonucu olarak gastro özofajiyal reflü (GÖR) hastalığı denen, mide asidinin yemek borusuna kaçarak tahrip etmesi sonucu ortaya çıkan tablo oluşabilir. Mide yanması, ağrısı, ağıza acı su gelmesi gibi şikayetler olabilir. Mide asidini azaltıcı tedavilere yanıt alınamayan hastalarda kapalı cerrahi tedavi yöntemi seçilebilir.3 tipi vardır;</p>
<p>1) Sliding (kayan) Tip Hiatal Herni (fıtık): Gastroözofageal bileşkenin (mide ve yemek borusu bileşkesi) ve midenin bir parçasının diafragmanın üstüne çıkmasıdır. Fıtıklaşan mide kısmının üstü periton (karın organlarını kaplayan zar) ile kaplıdır.</p>
<p>2) Paraözofageal (özofagus çevresi) Tip Hiatal Herni (fıtık): Gastroözofageal bileşke(mide ve yemek borusunun birleşme noktası) normal yerindedir fakat midenin bir parçası özofagusun(yemek borusu) yanında seyretmektedir.</p>
<p>3) Mikst Tip</p>
<p>Nedenleri tam olarak bilinmemektedir.</p>
<p>Sliding (Kayma) Tip sık görülmektedir. Genellikle hastalarda bulgu ve belirti gözlenmez. Bazı hastalarda reflü de görülmektedir. Hastalarda göğüs ağrısı olabilir. Paraözofageal Hernilerde de genellikle bulgu ve belirti vermezler fakat sliding tipin aksine inkarsere (boğulma) ve strangüle (düğümlenme) olabilir. Her iki tipinde de okkült (sinsi) veya masif (aşikar) sindirim sistemi kanaması meydana gelebilir.</p>
<p>Standard Röntgen görüntülemeleri genelde hiatus hernilerini gösterir. Sliding tipte genellikle cerrahi tedavi gerekmez ayrıca spesifik (kendine has) bir tedavisi yoktur. Bulgulara yönelik tedavi uygulanabilir. Paraözofageal hernilerde ise strangülasyon (düğümlenme) riski olduğundan cerrahi olarak düzeltme yapılmalıdır.</p>
<p><strong>Diyafram Yaralanmaları</strong><br />
Travmatik diyafram yırtılması, künt göğüs ve karın travmaların binde 5-6’sında gelişmektedir. Sağ taraftaki karaciğerin varlığı sebebiyle yırtıklar genellikle sol tarafta gözlenir.</p>
<p><span style="font-size: 75%;">Kaynak</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezotelyoma</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/mezotelyoma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Mezotelyoma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=210</guid>

					<description><![CDATA[Mezotelyoma, temel olarak halk arasında ak toprak, çorak toprak, gök toprak, çelpek, höllük veya ceren toprağı gibi isimlerle bilinen asbestin yol açtığı akciğer zarı ve karın zarı kanserine verilen addır. Batı ülkelerinde yılda her bir milyon kişinin 1-2&#8217;sinde saptanan mezotelyoma, Türkiye&#8217;de yılda en az 500 kişide görülmektedir. Bu sıklığın sebebi de asbestin Anadolu&#8217;nun birçok yöresinde [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter wp-image-382 size-full" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/Mezotelyoma-temsili-gorsel-2.jpg" alt="" width="800" height="406" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Mezotelyoma-temsili-gorsel-2.jpg 800w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Mezotelyoma-temsili-gorsel-2-300x152.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Mezotelyoma-temsili-gorsel-2-768x390.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /><strong><br />
Mezotelyoma, temel olarak halk arasında ak toprak, çorak toprak, gök toprak, çelpek, höllük veya ceren toprağı gibi isimlerle bilinen asbestin yol açtığı akciğer zarı ve karın zarı kanserine verilen addır.</strong></p>
<p>Batı ülkelerinde yılda her bir milyon kişinin 1-2&#8217;sinde saptanan mezotelyoma, Türkiye&#8217;de yılda en az 500 kişide görülmektedir. Bu sıklığın sebebi de asbestin Anadolu&#8217;nun birçok yöresinde bulunması ve halkımız tarafından bilinçsizce kullanılmasına bağlanılabilir. Asbest köylerde evleri badana yapmak için veya küçük çocuklarda pudra yerine kullanırlar. Amasya bölgesinde ve Kayılar yörüklerinde ise bebekler, höllük toprağı olarak bilinen ısıtılmış asbestle sarılmaktadır. Bu da bu bebeklerin mezotelyoma ve solunum rahatsızlıklarına yakalanmalarına yol açmaktadır.</p>
<p>Mezotelyomaya ait en sık rastlanan yakınmalar, ağrı ve ilerleyici nefes darlığıdır. Akciğer röntgeni ve tomografide tipik bulgular saptanabilse de kesin tanı için başvurulan standart yöntem akciğer zarı biyopsisidir. Mezotelyoma, erken dönemde tanınıp uygun cerrahi girişim uygulanamadığında, ilaç ya da ışın tedavisine iyi cevap vermeyen ve hastayı kısa zamanda ölüme götüren bir hastalıktır.</p>
<p><strong>Belirtiler</strong><br />
Mezotelyomaya ait belirtiler asbeste maruz kalınıştan 20 ila 50 yıl sonraya kadar çıkmayabilir. Genelde akciğer boşluğunda sıvı birikmesi sonucu nefes darlığı, öksürük ve göğüste ağrı görülür.</p>
<p>Karın zarı mezotelyomasına ait belirtiler ise kilo kaybı, sıvı birikmesi sonucu karında şişlik ve ağrıdır. Ayrıca boşaltım güçlükleri, kan pıhtılaşma anormallikleri, anemi ve ateş görülür. Eğer kanser akciğer zarını geçip vücudun diğer yerlerine yayılmış ise ağrı, yutkunma güçlüğü, boyun ve yüzde şişkinlik görülür.</p>
<p><strong>Akciğeri etkileyen mezotelyoma belirtileri:</strong></p>
<p>Göğüste ağrı<br />
Akciğer çevresinde sıvı birikmesi<br />
Nefes darlığı<br />
Yorgunluk<br />
Anemi<br />
Öksürük<br />
Kanlı balgam (hemoptizi)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özofagus Kanseri (Yemek borusu kanseri)</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/ozofagus-kanseri-yemek-borusu-kanseri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:25:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[mek borusu kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Özofagus]]></category>
		<category><![CDATA[Özofagus Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek borusu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=212</guid>

					<description><![CDATA[Yemek borusu kanseri (ya da özafagus kanseri), boğaz ile mide arasında uzanan ve özafagus olarak da bilinen yemek borusundan kaynaklanan bir kanser türüdür. Sık görülen belirtiler arasında yutma güçlüğü ve kilo verme sayılabilir. Diğer belirtilere örnek olarak yutma sırasında ağrı, ses kısıklığı, köprücük kemiği etrafındaki lenf bezlerinin şişerek büyümesi, kuru öksürük ve muhtemelen kanlı öksürük [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-354" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/ozofagus-yemek-borusu-temsili-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/ozofagus-yemek-borusu-temsili-300x225.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/ozofagus-yemek-borusu-temsili.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><strong>Yemek borusu kanseri (ya da özafagus kanseri), boğaz ile mide arasında uzanan ve özafagus olarak da bilinen yemek borusundan kaynaklanan bir kanser türüdür. Sık görülen belirtiler arasında yutma güçlüğü ve kilo verme sayılabilir. Diğer belirtilere örnek olarak yutma sırasında ağrı, ses kısıklığı, köprücük kemiği etrafındaki lenf bezlerinin şişerek büyümesi, kuru öksürük ve muhtemelen kanlı öksürük ya da kan kusma (hematemez) verilebilir.</strong></p>
<p><strong>Türleri ve nedenleri</strong><br />
Bu hastalığın iki temel alt türü, gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın olan yemek borusu skuamöz hücreli karsinomu (sıklıkla ESCC olarak kısaltılır) ve gelişmiş ülkelerde daha yaygın olan yemek borusu adenokarsinomudur (EAC). Daha seyrek rastlanan türleri de vardır. Skuamöz hücreli karsinom, yemek borusunun iç yüzeyini çevreleyen epitel dokudan kaynaklanır.[Adenokarsinom ise, yemek borusunun alt üçte birlik bölümünde bulunan ve sıklıkla zaten bağırsak hücresi türüne dönüşmüş olan (bu durum Barrett özafagusu olarak bilinir) beze hücrelerinden kaynaklanır. Skuamöz hücreli türün en yaygın sebepleri tütün, alkol, çok sıcak içecekler ve yetersiz beslenmedir. Adenokarsinom türünün en yaygın sebepleri ise tütün içilmesi, obezite ve reflüdür.</p>
<p><strong>Teşhis ve tedavi</strong><br />
Hastalığın teşhisi endoskopi (bir fiberoptik kamera) ile yapılan biyopsi yoluyla konulur. Hastalıktan korunma yolları arasında sigarayı bırakma ve sağlıklı beslenme sayılabilir. Tedavide kanser evreleme ile kanserin yeri temel alınır ve kişinin genel durumu ile bireysel tercihleri de dikkate alınır. Küçük şekilde lokalize skuamöz hücreli kanserlere, tedavi ümidiyle sadece cerrahi yöntemler uygulanabilir. Diğer çoğu durumda, cerrahi yöntemlerin yanında radyoterapi içeren ya da içermeyen kemoterapi kullanılır. Daha büyük tümörlerin büyümesi kemoterapi ve radyoterapi ile yavaşlatılabilir. Hastalık çok yayılmışsa ya da hasta ameliyata alınamayacak durumdaysa çoğunlukla palyatif (hafifletici) bakım önerilir. Tedavinin sonuçları hastalığın derecesiyle ve diğer tıbbi durumlar ile ilgilidir, ama teşhiste sıklıkla geç kalındığından dolayı genellikle yetersiz olma eğilimindedir. Beş yıllık yaşam oranı %13 ila %18 civarındadır.</p>
<p><strong>Epidemiyoloji</strong><br />
2012 itibarıyla, yemek borusu kanseri dünya genelinde yıllık 456.000 yeni vakayla en yaygın sekizinci kanser türüdür. 1990 yılındaki 345.000 ölüm vakasına karşılık 2012’de yaklaşık 400.000 ölüme neden olmuştur. Ölüm oranları ülkeden ülkeye büyük değişkenlik gösterir ve ortaya çıkan vakaların yaklaşık yarısı Çin’de görülür. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlarda görülme sıklığının yaklaşık 3 katıdır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plevra Hastalıkları</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/plevra-hastaliklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:15:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Plevra Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Plevral Efüzyonlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=305</guid>

					<description><![CDATA[Plevra (Akciğer zarı), (pleurae ya da plevra) akciğeri çevreleyen zarımsı iki dokudan oluşur. Dış zar göğüs duvarına bağlıdır (pariteal pleura) içteki ise akciğere ve diğer iç dokulara bağlıdır (visceral pleura). Bu iki zar arasında &#8220;zar boşluğu&#8221; adı verilen ince bir boşluk bulunur. Bu boşluk akciğer tarafından üretilen plevra sıvısı ile doludur. Plevral Efüzyonlar Tanımı: Plevral [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="aligncenter wp-image-388 size-full" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/Plevra-Hastalıkları-temsili-2-1.jpg" alt="" width="690" height="450" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Plevra-Hastalıkları-temsili-2-1.jpg 690w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Plevra-Hastalıkları-temsili-2-1-300x196.jpg 300w" sizes="(max-width: 690px) 100vw, 690px" /></p>
<p>Plevra (Akciğer zarı), (pleurae ya da plevra) akciğeri çevreleyen zarımsı iki dokudan oluşur. Dış zar göğüs duvarına bağlıdır (pariteal pleura) içteki ise akciğere ve diğer iç dokulara bağlıdır (visceral pleura). Bu iki zar arasında &#8220;zar boşluğu&#8221; adı verilen ince bir boşluk bulunur. Bu boşluk akciğer tarafından üretilen plevra sıvısı ile doludur.</strong></p>
<p><strong>Plevral Efüzyonlar</strong><br />
<strong>Tanımı:</strong> Plevral efüzyon, paryetal ve visseral plevra arasındaki potansiyel boşluğa (plevral boşluk) sıvı birikimidir. Gelişmekte olan ülkelerde en sık sebepler konjestif kalp yetmezliği, kanserler ve pnömonidir.</p>
<p><strong>Oluşum:</strong> Sağlıklı bir insan da paryetal plevra tarafından az miktarda sıvı salgılanır. Bu sıvı soluk alıp verme sırasında akciğerin sürtünmesini azaltmak ve kontraksiyonunu önlemek için gereklidir. Salgılanan sıvının fazlası ise visseral plevra tarafından emilir. Plevral boşluğa geçen sıvı miktarında artma veya sıvı emiliminde azalma plevral efüzyona neden olur. Efüzyon etkenine göre sıvı transüda ve eksüda şeklinde birikir.</p>
<p><strong>Sebepler:</strong> Konjestif kalp yetmezliği gibi hidrostatik basıncın arttığı veya onkotik basıncın azaldığı(nefrotik sendrom) durumlarda protein içeriği az olan transuda vasfında mayi birikimi olur. Konjestif kalp yetmezliği en sık transuda nedeni iken, asitli siroz, periton diyalizi ve nefrotik sendrom daha az sebeplerdir.</p>
<p>Eksuda tipinde plevral effüzyon ise daha çok akciğerin hastalıklarına bağlı olarak protein içeriği zengin sıvı birikimidir. Kanserler,bakteriyel pnömoniler ve pulmoner emboli sıklıkla altta yatan nedendir. Bunlar dışında romatolojik hastalıklar (sistemik lupus eritramatozis, romatoid artrit), viral ve mantar kaynaklı pnömoniler, ilaçlar (amiadoran), radyoterapi,kalp cerrahisi daha nadir sebeplerdir. Kanser türleri içinde ise en sık akciğer ve meme kanseri plevral efüzyona sebeptir.</p>
<p><strong>Semptom:</strong> Plevral efüzyonu olan hastalar, sıklıkla nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvururlar. Altta yatan hastalığa bağlı olarak semptomlar değişebilr, Göğüs ağrsı genellikle plöritik tipdedir. Sıvı birikiminin olduğu tarafta akciğer seslerinde azalma ve perküsyonla matite alınması tipik fizik bakı bulgularındandır.</p>
<p>Eğer hastada en az 100- 150 ml sıvı birikimi olmuşsa posterior anterior akciğer grafisinde görülebilir. Yatarak çekilen grafilerde ise arka plevral boşlukta bulanıklaşma oluşur. Thoraks tomografisi şüpheli olgularda ve sıvı miktarının az olduğu durumlarda oldukça kullanışlıdır. USG mayi birikimini saptamak için kullanılacak yöntemlerden biridir.</p>
<p><strong>Tedavi:</strong> Hasta istirahat halindeyken nefes darlığı çekiyorsa, sıvının boşaltılması gereklidir. En fazla 1000-1500 cc sıvı, yavaş bir şekilde vücuttan uzaklaştırılmalıdır.Daha fazla miktarda veya hızlı yapılacak torasentez, akciğerde ödeme (pulmoner reakspansiyon ödemi) neden olur. Ampiyem veya antibiyotik dirençli pnömoni, anerobik bakteri infeksiyonu,akciğerde hava sıvı seviyesi görülmesi, akciğerin %50`sinden fazlasında infiltrasyon olması gibi durumlarda ise göğüs tüpü takılması önerilmektedir. Kalp yetmezliğine bağlı sıvı birikimlerinin %75 ise 2-3 günlük tedaviyle düzelir. 3 günü geçmesi durumunda yine torasentez yapılmalıdır.Hasta bölge için ekspansiyon egsersizleri verilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pnömotoraks (Akciğer sönmesi)</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/pnomotoraks-akciger-sonmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:10:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Akciğer sönmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Pnömotoraks]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=216</guid>

					<description><![CDATA[Akciğer sönmesi veya pnömotoraks, akciğer zarları arasına hava dolması anlamına gelir. Plevra, göğüs boşluğunu çevreleyen ve akciğerleri örten iki tabakalı ince bir zardır. Dış zar göğüs duvarının iç yüzünü kaplar. İç zar akciğerlerin dış yüzeyini kaplar ve bu iki zar tabakası arasındaki kısma göğüs duvarı boşluğu veya plevra boşluğu adı verilir. Bu boşlukta ince bir [...]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft wp-image-385 size-medium" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/pnömotoraks-temsili-gorsel-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/pnömotoraks-temsili-gorsel-2-300x225.jpg 300w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/pnömotoraks-temsili-gorsel-2.jpg 600w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /><strong>Akciğer sönmesi veya pnömotoraks, akciğer zarları arasına hava dolması anlamına gelir. Plevra, göğüs boşluğunu çevreleyen ve akciğerleri örten iki tabakalı ince bir zardır. Dış zar göğüs duvarının iç yüzünü kaplar. İç zar akciğerlerin dış yüzeyini kaplar ve bu iki zar tabakası arasındaki kısma göğüs duvarı boşluğu veya plevra boşluğu adı verilir. Bu boşlukta ince bir tabaka halinde bulunan sıvı, soluk alıp verme esnasında akciğerlerin rahat bir şekilde hareket etmesini sağlar.</strong></p>
<p>Plevra boşluğunda normalde hava bulunmaz ve bu alanlardaki basınç negatif değerlerdedir. Normalde akciğer dokusu bir balon gibi büzülmeye ve sönmeye eğilimlidir. Çok zorlu bir nefes alıp verme durumunda bile akciğer dokusunda belli bir hava kalır ve akciğer tamamen sönmez. Havanın plevra boşluğuna girmesi durumuna pnömotoraks (akciğer sönmesi) denilir ve hava bu boşluğa akciğerlerden ya da atmosferden girer. Normalde plevra boşluğunda negatif olan basıncın bu alana hava girmesi ile pozitif hale gelir ve akciğerlerin büzüşmesi çökmesi meydana gelir.</p>
<p><strong>AKCİĞER SÖNMESİNE (PNÖMOTORAKSA) NEDEN OLAN FAKTÖRLER<br />
</strong><br />
<strong>Pnömotoraks tedavisi</strong><br />
Akciğer sönmesine neden olan durumlar, altta yatan herhangi bir neden olmadan gelişen akciğer sönmesine primer pnömotoraks adı verilir. Altta yatan herhangi bir nedene bağlı gelişen akciğer sönmesine sekonder pnömotoraks adı verilir. Primer pnömotoraks erkekleri kadınlardan daha fazla etkileyebileceği gibi, hastalık genellikle 20’li yaşlarda ve sigara kullananlarda ortaya çıkar. Sekonder pnömotoraks ise akciğer hastalığı olan ya da daha öncesinden hastalık geçiren kişilerde ortaya çıkar.</p>
<p>Bu hastalıklar amfizem, pnömoni, verem, koah hastalığı, sırt veya karın ağrısı, akciğer kanseri, mide delinmesi, akciğer tümörleri, kistik akciğer hastalığı ve bronşektazi gibi hastalıklar geçiren kişilerde ve daha ileri yaşlarda ortaya çıkar ve en önemli nedeni koah hastalığıdır. Pnömotoraks genellikle koah alevlenmesi ile karışabilir. Koah atakları tedaviye yanıt vermez ise mutlaka akciğer sönmesi araştırılmalıdır.</p>
<p>Çünkü koahlı bir hastada beraberinde pnömotoraks olur ise hayati tehlike gelişebilir. Bunun dışında travmatik pnömotoraks (düşme, çarpma, trafik kazaları, ateşli silah yaralanmaları, kaburga kırığının akciğere batması gibi travmatik nedenler) ile gelişebilir. Ayrıca iatrojenik pnömotoraks denilen tanı ve tedavi amaçlı girişimler (iğne aspirasyonu, akciğer biyopsisi sırasında veya sonrasında, akciğer endoskopisi sırasında ve kalp masajı) sırasında oluşan pnömotoraks görülebilir.</p>
<p><strong>AKCİĞER SÖNMESİ (PNÖMOTORAKS) BELİRTİLERİ</strong></p>
<p>Pnömotoraks hastalarının çoğunda iki tip genel belirti görülür. Bu belirtiler nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Hastaların % 90’ında göğüs ağrısı şikayeti bulunmaktadır. Göğüs ağrısı hastaların üçte birinde ani başlayan göğüs ağrısı, üçte ikisinde sinsi gelişen göğüs ağrısı şeklinde görülür. Göğüs ağrısı sönme gösteren akciğer tarafında daha çok hissedilir. Nefes darlığı büzüşen akciğerin boyutuna göre değişir. Bu belirtilere sırt ve karın ağrısı eşlik edebilir. Bazı durumlarda da hiç şikayet olmayabilir.</p>
<p><strong>AKCİĞER SÖNMESİ (PNÖMOTORAKS) TEŞHİSİ</strong></p>
<p>Pnömotoraks tanısında hastanın fizik muayenesi ve şikayetleri önemlidir. Akciğerlerdeki büzüşme nedeni ile kanda oksijen azalması ortaya çıkar. % 15’in altındaki küçük pnömotorakslarda fizik muayene normal görülür. Göğüs hastalıkları uzmanının yapacağı fizik muayenede pnömotoraksın büyüklüğüne göre solunum seslerinde azalma ya da kaybolma söz konusu olabilir. Yine çöken akciğerin alanına göre solunum dakika sayısında artma, dudak ve dilde morarma ve taşikardi görülebilir. Kesin tanı akciğer grafisinde akciğerin söndüğü ve o bölgenin şeffaflaştığı görülerek tanı netleşebilir. Küçük pnömotorakslarda akciğerlerde sönme az ise soluk verilen (ekspiryum) grafisinde ya da bilgisayarlı tomografi ile saptanabilir.</p>
<p><strong>AKCİĞER SÖNMESİ (PNÖMOTORAKS) TEDAVİSİ</strong></p>
<p>Pnömotoraks hastalığının tedavisinde üç temel yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemlerden birincisi, plevral boşluktaki havanın tahliyesi ile pnömotoraks bölgesinin ortadan kaldırılması, ikincisi, hava kaçağının kontrol altına alınması, üçüncüsü ise hastalığın tekrarlamasının önlenmesidir. Tedavide hastanın takibi, iğne aspirasyonu, kapalı su altı drenajı (tüp torakostomi), göğüs duvarının cerrahi işlem ile açılması (torakotomi), torakoskopik cerrahi (VATS) gibi tedavi yöntemleri uygulanır.</p>
<p><span style="font-size: 75%;">Kaynak</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Torasik Outlet Sendromu</title>
		<link>https://www.leventdertsiz.com.tr/torasik-outlet-sendromu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[master]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 09:09:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göğüs Cerrahisi]]></category>
		<category><![CDATA[Torasik Outlet]]></category>
		<category><![CDATA[Torasik Outlet Sendromu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.leventdertsiz.com/?p=403</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter  wp-image-410" src="http://www.leventdertsiz.com/wp-content/uploads/2017/06/Torasik-Outlet-Sendromu-temsili-gorsel.jpg" alt="" width="851" height="479" srcset="https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Torasik-Outlet-Sendromu-temsili-gorsel.jpg 640w, https://www.leventdertsiz.com.tr/wp-content/uploads/2017/06/Torasik-Outlet-Sendromu-temsili-gorsel-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 851px) 100vw, 851px" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
